Benden Selam Olsun Bolu Beyi'ne 4

Bu parça deyişlidir. Daha ziyade bir vaka ifadesi olan bu türküye "kırık yiğitleme" adı verilir. Üç kısım olarak terennüm edilir.

1- Türkü ayağı: Yalnız saz veya bağlama ile bir giriş yapılır (türkü melodisinin saz ile gösterilmesi).

2- Türküye başlama: Yalnız saz ile çalınan giriş sona erdiği zaman, sesin başlamasını ikaz eden ve nereden başlayacak ise o perde, saz düzeninin tarzına göre akor halinde bir iki tezene vuruşuyla gösterilir. Bundan sonra ses başlayınca saz akompanye durumuna girer. Bu parçadaki giriş, meoldi dizisine göre yedinci perde üzerinde bir müddet uzatılan "hey hey" kelimesidir ki, bu da türküdeki konuya göre sert bir ikazın müstehzi ifadesidir.

(Köroğlu mevzuunda bu "hey" kelimesine ekseriyetle rastlanır, karakteristik bir ifade olan bu kelime, mevzua göre mana taşır.)

3- Türkü: Yedinci perdeden giriş biraz oktav gösterilerek dört ve yedili arasında bir müddet dolandıktan sonra nihayet perde perde, tonik yani karara varılır. Bu tarz, "yiğitleme"lerden bir örnektir.

Bir sazın refakatiyle söylenen bu Köroğlu türküsünde, ilk olarak ses olmadan yalnız saz ile yapılan giriş (ayak) kısmındaki hususiyetlerden bir tarafı da; melodide daimi olarak kent aralığının hakim bir vaziyette kulağa çarpmasıdır. Bu aralık sese refakat eden sazın, çalışa devamı müddetince duyulur. Bunun sebebi: Doğu Anadolu'nun bazı bölgelerinde dağlılarda olduğu gibi daha çok oymaklarda Köroğlu terennümüne has olan saz veya bağlama düzenleri yapılır ki, "Köroğlu yiğitlemeleri" bilhassa bu gibi düzenlerle çalınır ve söylenir.

Burada verdiğimiz Köroğlu yiğitleme türküsü de, bu düzenlerden biri olan Köroğlu düzeni ile çalınarak tesbit edilmiştir. Daimi olarak duyulan beşli sıralığı ise, bu düzen icabatından ileri gelmektedir.

Türkünün esası içinde mahalli olarak yapılan değişmeleri, muhtelif tarzlarıyla misaller halinde göstermekteyiz. Bu misallerden herhangi birini, eşit numaralı olan yerlere tatbik edilerek yerleştirilmesi ve bestecinin duygusuna, uygun gelen motifi kullanarak tercih etmesi, kendi arzusuna bağlıdır. Ancak dikkat edilmesi gereken taraf şudur ki; sanat tekniğinin esasına göre yapılacak bir duygu mahsulü olan süsleme ve eklemelerde orijinalitenin en ufak bir tarafı dahi incelenerek, özelliklere riayet edilerek, bu şartlarla doğacak eserin milli duygunun ifadesini belirtmek bakımından da faydalı ve esaslı olacağı kanaatindeyiz.

***

Çamlıbel'e gelen bir seyyah derviş, Köroğlu'na bir resim veriyor. Bu resmin sahibi Bolu Beyi'nin kızı Dizdar Hanım'dır diye bildiriyor. Resmi gören Köroğlu, esasen Bolu'ya gitmeyi ve şehri görüp Bolu Beyi'nin kudretini de anlamak istiyordu ki, bu resmi gördükten sonra işi acele tutarak hemen yola koyuldu ve doğruca bir derviş kıyafetinde Bolu'ya geldi. Birkaç günden sonra yolunu bularak falına baktırmak üzere Dizdar Hanım tarafından saraya davet edildi. Derviş (Köroğlu) Dizdar Hanım'ın sarayına gelerek huzura çıktı. alına bakıp bazı hareketleriyle artık sarayın müdavimi olan Köroğlu, biraz ileri geri hareketleriyle Dizdar Hanım'ın bir gün gazabına uğrayarak zindana atıldı. Bir müddetten sonra Derviş Dizdar Hanım'ı yola getirdi ve zindanından kurtuldu. Köroğlu ve Dizdar Hanım birlik olarak Çamlıbel'e kaçarken önünü kesen askerlere bu türküyü söyledi ve Kırat'a bir dizgin vurarak gözden nihan oldu.

Kaynak: Anadolu Halk Türkülerinden Örnekler I, Ferruh Arsunar, CHP Halkevleri Yayımları, Milli Kültür Araştırmaları IV, Ankara, 1947


Bilinmiyor - Elbistan

"Evren Seçkal" tarafından gönderilmiştir ve
"5026" kez görüntülenmiştir