Ahmet Mikdat Poyraz (Divriği - 1871)

Jandarma baş gediklisi olan oğlu Kemal Poyraz, gönderdiği mektupta babasının hayatını şöyle anlatıyor:

"H. 1288 yılında Divriği'nin Kesme köyünde doğdu. Babasının adı Abdullah, anasının adı Sırma'dır. Poyraz oğulları isimli eski bir aileye mensuptur.

8 yaşında iken ana ve babası ile beraber İstanbul'a gitti. İlk tahsile orada başladı. 15 yaşında iken babasını kaybetti. Anasının mümanaatına rağmen, Fatih medreselerine devam etti. 19 yaşında aynı medreselerde vâz etmeğe başladığı sıralarda anasını da kaybetti. Aradan çok zaman geçmeden, kürsüde hürriyet lehine kullandığı isyankâr sözlerden dolayı padişah tarafından Harput'a sürgün edildi. Muhafızlarla birlikte Harput'a giderken Sivas'ın Ulaş köyü yakınında geceden istifade ederek kaçtı ve Divriği'ye geldi. Amcası Bekir Ağa kendisini bir evlât gibi karşıladı ve himayesi altına aldı.

Bütün arzu ve düşüncesi tahsili, hürriyetin ilânı olan babam, üç ay sonra tekrar İstanbul'a gidip, faaliyete geçti. Yine takip edildi. Bu sefer de İzmir'e kaçarken yakalandı. Zaptiye Nazaretinde 90 günlük bir hapisten sonra, Sivaslı bir gardiyanın hemşehrilik namına gösterdiği emniyetten istifade ederek kaçıp yine Divriği'ye geldi. Fakat bu sefer Bekir Ağa vefat ettiğinden kendisini koruyacak bir kimseyi bulamadı. Oldukça zengin olan amcasının karısı Hatice ile evlendi. Hatice'den Naciye isminde bir kızı oldu. Tekrar İstanbul'a gitti. Takip edildiğini anlayınca Erzincan'a gidip İdadi Mektebinde imlâ muallimliği vazifesini aldı. Hatice'nin Erzincan'da vefatı üzerine 1316'da Naime adlı bir kızla evlendi. Bu karısından üç kız, beş erkek evlâdı oldu. 1327'de Cemile adında bir kadınla daha evlendi. Bundan da bir kız, iki oğlu dünyaya geldi.

1328'de ordu ve talimgahlar nasıhlığı vazifesile Kafkas Harbine gönüllü olarak iştirak etti. Bir gümüş harp madalyası ile döndü. Aynı vazife ile Balkan Harbine de girdi. Bütün kıtaları birer birer dolaşıp askerin maneviyatını yükseltmek için çalıştı. Bu faaliyetinden ordu büyük faydalar temin etti. Bu harpte de bir iftihar madalyası aldı ve kisveyi ilmiyenin İzmir payeliğine kadar yükselip Erzincan Atabey Nizamiye müderrisliğine tayin edildi.

Muhtelif tarihlerde Erzincan İdadisi ve Askeri Rüştiyesinde imlâ, Orta Mektebinde Türkçe, Askerî Lisesinde felsefe, ruhiyat muallimliği yaptı. 933'de Bayburt, 934'te Artvin Ortaokulu, 935'de Trabzon Kız Ortaokulu türkçe öğretmenliğinde bulundu. Bir yıl sonra emekliye ayrılıp, Erzincan'ın Vasgert köyüne yerleşti. Nihayet, 26-12-939 Erzincan zelzelesinde çok arzu ettiği şehadet rütbesini ihrazla âlemi faniden göçtü."

Mikdat Poyraz, arapça ve farsçaya hakkıyla vakıf âlim, şair ve vatanperver bir memleket evlâdı idi. Dürüst ahlâkı ile kendisini herkese sevdirmiş ve hürmet ettirmişti. Hayatı boyunca daima çalışmış, manzum ve mensur 25 eser yazmıştır. Bu eserlerin 11'i manzum, 14'ü mensurdur. Manzum olanları şunlardır:

1- Tevhid-i Kâinat,
2- Ozanlar,
3- Feryad-i Dehşet-engiz,
4- Canistan (farsça),
5- Dürret-ül-emcet (arapça),
6- Neva-yi Mizan (Manzum İsageci),
7- Hurşit-i Maarif,
8- Divançem,
9- Besalet kuşağı,
10- Duygu demetleri (30 defter),
11- Hitab-i cihan.

Mensur olanları şunlardır:

1- Şeref-ül-Mücahidin,
2- Cevahir-ül-efkâr,
3- Kur'an ve Buhari Lûgatları,
4- Türkün gülüstanı,
5- Feryad-i Cihan Ber Erzincan,
6- Mir'at-i Mikdat,
7- Tevessül şerhi,
8- Fen dosyası,
9- Ravda,
10- Tescil-i Akait,
11- Tebyin-i Sıfat,
12- Maat,
13- Tescil-i Akait,
14- Harp hâtıraları (17 defter).

Bu eserlerden ancak beş tanesi basılmıştır:

Tevhid-i Kâinat, Şeref-ül-Mücahidin, Cevahir-ül-efkâr, Ozanlar ve Feryad-i Dehşet-engiz.

Basılmamış eserlerini göremedim. Matbu üç manzum eserinden Tevhid-i Kâinat, isminden de anlaşıldığı gibi felsefi bir eserdir. Konularının ekserisini ahlâk ve âdetler teşkil eder. 74 sahifelik kitap altışar mısra halinde sorulu cevaplıdır.

Feryad-i Dehşet-engiz, 21 sahifelik küçük bir kitaptır. Düşmanlara lanet edilerek, Osmanlı Devletinin kudretli zamanlarına hasret çekilmekte ve bu meyanda öğütler verilmektedir. İçindeki dokuz şiir özlü ve güzeldir.

Ozanlar 46 sahifedir. 292 kıt'a içinde yüzlerce şairin övgüsü vardır. Başında "Övün", sonunda da "İstiklâl marşı" başlıklı iki şiir yer almıştır. En son eseri olan Ozanlar, nedense heyeti umumiyesi itibarile diğerleri ile ölçülemiyecek derecede zayıftır.

Kaynak: Divriği Şairleri - İbrahim Aslanoğlu