Ali İhsan Erdoğan

Ali İhsan Erdoğan, 1951 yılında Çorum'un Alaca ilçesine bağlı Haydar Köyü'nde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Müzik konusunda ilk etkileri, çocukluk yıllarında Haydar Köyü'nde bulunan köy odasında yapılan toplantılarda, muhabbetlerde alır. Ailesi içinde de sazla, sözle uğraşan kişiler, âşıklar vardır. Dedesi Hasan, babası Veli, ellerinde sazlarıyla türküler, deyişler söyleyen kişilerdir. Âşıklık yolunda en çok, ustalığı yöre halkınca da kabul edilen amcası Âşık Halil ve onun yolunu süren ağabeyi Eşref'ten yararlanır. Büyük bir saygıyla dinlediği amcasının ve ağabeyinin yanında, sazı eline almaktan çekinir ama her fırsatta onları izleyip dinleyerek kendini yetiştirmeye çalışır.

Çocuk yüreğiyle müziğe sevdalanan Ali İhsan Erdoğan, ilkokula köyünde başlar. Sekiz yaşındayken yakın köylerden biri olan Kıcılı Köyü'ne düğüne gider. Düğün alayı içinde köye gitmiş bir çocuktur. Ama ailesinin müzikteki becerisi nedeniyle, çalıp söylemesi konusunda ısrar edilir. Ali İhsan Erdoğan utanır. İlk defa bir toplantıda, pek çok kişi içinde türkülerini söyler. Ama onun için farklı bir tecrübedir bu. Kalabalık içinde çalıp söylemekten, onlardan gördüğü beğeni ve destekten mutludur. Bu duygularla, daha da çok bağlanır müziğe.

Ali İhsan Erdoğan, ilkokul yıllarında bağlamaya merak salar. Gizli gizli, kenarda köşede çalışmalar yapar. Sonra, keman ve kaval çalmaya heveslenir, ama bağlamayı yaşam boyunca elinden bırakmaz. İlkokulu tamamladıktan sonra, köyde çiftçilik yaparak, ailesinin geçimine katkıda bulunur. Sonra aklına, gurbet düşer. On üç, on dört yaşlarındadır Ali İhsan Erdoğan. Geleceğini büyük şehirde aramaya karar verir ve kendisinden önce Ankara'ya göçen ağabeyi Rıza'nın yanına gider. Ankara'ya gittikten sonra, inşaatçılığın çeşitli dallarıyla uğraşan Ali İhsan Erdoğan, seramikçilikte karar kılar. Çıraklık, kalfalık, ustalık derken yıllar, yılları kovalar. 1968 yılında hemşerisi olan Kıymet Hanım'la evlenir. 1969 yılında askere gider ve iki yıl süreyle Manisa'yla Afyon'da yapar askerliğini.

Askerlikten sonra yine Ankara'ya döner. Ankara'da çok eski yıllarda tanıştığı hemşerisi olan Âşık Hüseyin Çırakman'la yan yana gelir. Çırakman'ın başkanlığını yaptığı Halk Ozanları Kültür Derneği'ne üye olur. Derneğin düzenlediği etkinliklerde, toplantılarda görev alır. Yine derneğin bir çalışması sırasında, Ankara Radyosu prodüktörlerinden Ahmet Mortaş'ın dikkatini çeker. Ardından, Ankara Radyosu'nda yöresinin ve yöresinin usta âşıklarının havalarını seslendirdiği bir bant doldurur.

Ali İhsan Erdoğan, Ankara Radyosu'nda doldurduğu bu bandın ardından, halk müziğimize sanatçı, derlemeci ve yönetici olarak emek vermiş Nida Tüfekçi'yle pek çok kez görüşmeler yapar. Bu görüşmeler sırasında söylediği türküden esinlenen Nida Tüfekçi, Ali İhsan Erdoğan'a "Aloğlu" mahlasını verir. 1974 yılından itibaren kendi deyişlerini üreten Ali İhsan Erdoğan, şiirlerinde çoğunlukla bu mahlası, Aloğlu'yu, bazen de adını, Ali İhsan mahlasını kullanır. 1976 yılında girdiği sınavla, Ankara Radyosu'nda çalışmalarına devam eder. Söylediği bozlaklarda, deyişlerde yöresinin havalarına ağırlık verir.

Ali İhsan Erdoğan, toplumsal konuları ele aldığı şiirlerinde halkın görür gözü, işitir kulağı, söyler dili olmaya çalışır. Ozan duyarlılığıyla, etkilendiği her olayın ardından kalemini, sazını eline alır ve söyler.

Ali İhsan Erdoğan, halen Ankara'da oturuyor ve çalışmalarına devam ediyor.

Kaynak gösterildiği türküler:
Bir Taş Attım Alıca (halay havası)
Gayrı Dayanamam Ben Bu Hasrete (bozlak)
Gine Gönül Sılasını Arz Eder (uzun hava)
Halimi Arz Ettim Dağlara Daşa (deyiş)

Kaynak: 12 Şubat 2007 tarihinde TRT-Radyo-4'te yayınlanan "Halk Ozanlarımız Mahalli Sanatçılarımız" programı.

***

Sağdan soldan konuşurken
Birden bire kızma gardeş
Derdimizi danışırken
Dudağını büzme gardeş

Kendini ilme alıştır
İlimsizlik alçalıştır
N'olur kafanı çalıştır
Koyun gibi gezme gardeş

Ali İhsan'ım ağır yüktür
Ayrıcalık kötülüktür
İnsan olmak büyüklüktür
Tatlı canın üzme gardeş

***

Ömrümde çektiğim sitemlere bak
Haldan hala yoldan yola düştüm ben
İlkokul bitince çıktım gurbete
Haldan hala yoldan yola düştüm ben

Davul zurna keman çaldım saz çaldım
İlham geldi şiir yazdım nam saldım
Meteliğim yoktur milyarder oldum
Haldan hala yoldan yola düştüm ben

Aloğlu'yum yaş ileri gitmeden
Tez yazı bitirdim bahar bitmeden
Ömrümde bir kere bayram etmeden
Haldan hala yoldan yola düştüm ben


Çorum - 1951

Ali İhsan Erdoğan hayatı, özgeçmişi

***

Bu özgeçmişi arkadaşına gönder

Arkadaşının mail adresi


Sizin isminiz